|
Jim
Morrison bir mittir. Père-Lachaise’deki mezarını ibadet edercesine
ziyaret eden, resmini basılı tişörtlerini giyen, müziklerini
dinleyen binlerce genç buna kanıttır. Son derece provokatör bu asi
şarkıcı üzerine, ciddi ve yıkıcı şiirleri üzerine ve oldukça
esrarengiz ölümü üzerine yazılanlar bitip tükenecek gibi değildir.
Psikanalist Didier Lauru bu eserinde
bize derinlemesine bir güzergâh önererek, ölüm dahil, aşırılığın her
türünün peşinde koşmuş Morrison’un kişiliğinin tüm karmaşıklığını
gözler önüne sermeye çalışmaktadır.
Jim Morrison: Yetişkin olmayı reddeden
ergen; ama aynı zamanda bir kahraman, sınır durumdaki biri,
border-line…
Yazar bize Morrison’un günümüzde de
taşıdığı önemi göstermektedir. Yıkıcılık bir yana, gerçekliğin
hududunu daima geri püskürtme, olasılıklar alanını daima genişletme
yönündeki çılgınca bir arzu ve umudun simgesidir Morrison. O,
toplumumuzun yarattığı, her türlü sınır ve bağdaşıklık fikrine
yabancı, patolojik bir durumun cisimleşmiş halidir. Herkesin kendi
içinde hissettiği ya da tanıdığı rahatsızlığa işaret etmektedir. |