| |
Jack Black,
çalışmayı reddeden macera peşinde koşan ama bulabildiği her durumda
kitaplara gömülen, suç dünyasının gerçekliğini kültürün
alanına taşıyan kahramanların, 20. yüzyıl başlarının “aylak adam”larının
belki de en ünlüsüdür. Kazanamazsın’ı yasadışı hayatından
yola çıkarak otobiyografik öğeler kullanarak yazdı, William S.
Burroughs başta olmak üzere Beat kuşağını etkiledi.
Kazanamazsın, 1926’da yayımlandıktan sonra Black yazı yazmayı
sürdürdü. Kazanamazsın’da da uzun uzun anlattığı, yeraltı
dünyasının Ana kraliçesi sayılabilecek Salt Chunk Mary hakkında aynı
adı taşıyan bir oyun yazdı. Bu oyun Los Angeles’te sahnelendi.
1927’de kısa bir süre boyunca, MGM ona bir hapishane draması yazması
için haftada 150 dolar ödedi. Ama onun için, hırsızlığı bıraktıktan
sonra geçimini sağlamak için yaptığı bu işlerden daha önemli olan
şey edindiği ünü kullanarak o günlerde çok tartışılan hapishane
reformunun sözcüsü olmaktı. Ülkenin dört bir yanında kendi zengin
deneyiminden örnekler vererek hapishanedeki muamele ne kadar ağır
olursa suçluların ıslahının o kadar imkânsız olacağını; ne kadar iyi
muamele ve saygı görürlerse düzelmelerinin o kadar kolay
sağlanacağını anlatan konuşmalar yaptı. Bugün, ABD, dünya üzerinde,
nüfusa oranla cezaevine giren insan sayısının en yüksek olduğu,
tecrit, hücre cezası, cezaevinde zorunlu çalışma gibi uygulamaların
da en güçlü olduğu ülke. Black’in anlattıkları, bu açıdan da çok
önemli. Hayatının hırsızlıktan, yani ömrü boyunca sürdürdüğü
“mesleğinden” ve gelir kaynaklarından uzakta geçirdiği son
yıllarında, arkadaşlarına yaşam daha da zorlaşırsa ayaklarına
ağırlık bağlayıp kendini New York limanından atabileceğini
söylemişti. 1932’de anlaşılan tam olarak bunu yapmış. Ortadan
kaybolmasının ardından, çok kıymet verdiği saatinin bir rehincide,
sekiz dolar karşılığında bırakılmış bulunması dostları için bu
düşüncesini hayata geçirdiğinin bir kanıtı olmuştu. Black, yasadışı
dünyada, güçlü ilkelerle yaşayan, ünü ve bilgisi de dahil elindeki
her şeyi kader ortaklarına yardımcı olabilmek için seferber eden bir
adamdı. Onun hikâyesinden öğreneceklerimizin yer üstünde de işe
yarayacağına şüphe yok.
Kazanamazsın’ı
ilk defa 1926’da kırmızı karton kapaklı bir baskıdan okudum. St.
Louis orta sınıf ahlâkıyla kuşatılmış ve aptallaşmış olduğumdan;
pejmürde pansiyonlar, bilardo salonları, randevuevleri, keşhaneler,
hapishaneler, hırsızlar ve aylaklarla dolu bu yeraltı dünyasından
oldukça büyülenmiştim. Yarım asır sonra, zaman zaman kelimesi
kelimesine hem de ezbere Jack Black’in yazılarından alıntılar
yaparken ve bu İyi Kırmızı Kitap’tan kişilikler ve sahneler
kullanırken buldum kendimi. Eğer bir parçasını elli yıl sonra bile
hatırlıyorsanız bu, o yazının iyi olduğunun kanıtıdır. Jack Black
kitabına Kazanamazsın adını vermiş. Doğru da, kim kazanabilir
ki? Kazananın elinde hiçbir şey yoktur. Hayatını tam zamanlı bir
işte çalışarak geçirse daha mı iyi olurdu?
Hiç sanmıyorum. William S. Burroughs |