| |
Nietzsche’nin
eserlerinde yolumuzu bulmak için dikkatimizi teorisyene değil insana
yöneltmemiz gerekir. Bu anlamda, düşüncemizde yeni bir teorik dünya
resmi değil, tüm büyüklüğü ve hastalılıklığı içinde bir insan
ruhunun resmi belirecektir. İlk başta, Nietzsche’nin değişim
dönemlerindeki felsefi akıl yürütmelerinin her defasında beliren iç
süreç tarafından zayıflatıldığı görülecektir. Yorumları ise, aksine,
değişen görünüm her zaman şeylerin özüne işlediğinden, derinleşir ve
keskinleşir. Değişen sadece belli bir teorinin dış çerçevesi
değildir, tüm ruh hali, atmosfer, aydınlatma da değişir.
Düşüncelerin çarpıştığını duyarız, dünyaların battığını ve yeni
dünyaların su yüzüne çıktığını görürüz. Nietzsche’nin zihninin asıl
özgünlüğü her şeyi kendisine ve en mahrem ihtiyaçlarına çeken, ama
aynı zamanda her şeye boyun eğen ve kendisini teslim eden yapısı
tarafından açığa vurulur. Böylece, kendi düşünceler dünyasından
doğan iç deneyimler ve sonuçlar ona açılırlar; akıl bu dünyaları
yalnızca sıyırıp geçebilir, onları tüketemez ya da yaratıcı olamaz.
Lou Salome
Lou Salome Nietzsche’yi aşkla sevmemiştir; ama daha sonra, Nietzsche
üzerine olağanüstü güzellikte bir kitap yazma fırsatı bulacaktır.
Gilles Deleuze |