|
Subtopia, kırgın
x-kuşağı mensuplarının ve ulusalcı alegorilerden, neşeli sonlardan
ve ıvır zıvırdan mutlu olmamız gerektiği fikrinden bıkanların
romanı. Bu romanı okuduğunuz zaman evlerden, duvarlardan,
sokaklardan bu “uygarlığın” tüm çirkefinin üstünüze yağdığını
hissedeceksiniz.
“…‘Subtopia’,
‘Suburbia’ (Banliyö-varoş) ile ütopyanın satirik bir bileşimidir.
Kent ve banliyö ortamlarının insanlara vaat ettiklerinden çok azını
verdiğini anlatmak istedim. Özünde, bu gerçeğin farkına varılmasıyla
bağlantılı politik bilincin gelişimini teşvik etmek yatıyor. New
York’taki ütopyaya ihanet hissi benim gözümde Melbourne veya Sydney
varoşlarındakiyle aynı.”
“…Subtopia’daki
karakterlerin kültürel ve fiziksel hareketlilikleri kimliklerimizin
sadece ‘ülke toprağı’ ile tanımlanmaması gerektiği duygusunu vücuda
getirmekte. Örneğin romanda, Ulrike Meinhof, Avustralyalı herkes ve
her şeyden çok daha önemli bir etkiye sahip.”
“…Julian,
Martin’in içindeki başkaldırıcı öğeye tutkun. Sol görüşlü
eylemciliğin silahlı direnişe dönüştüğü altmışlı yılların sonu ve
yetmişlerin başındaki Batı Berlin, uygulaması çok farklı da olsa bir
anlamda başkaldırıyı da simgeliyor. Romanın Melborune’dan Berlin’e
hareketi, kısmen varoşla keskin bir biçimde örtüşen o radikal,
politize şehir fantezisiyle ilgili.”
|