| |
Çeşitli tarih
felsefelerini ilerici veya muhafazakâr, devrimci veya nostaljik
karakterlerine göre sınıflandırmaya alışığız. Walter Benjamin bu
tasnifin dışında kalmaktadır. O, ilerleme felsefesinin devrimci bir
eleştirmeni, geleceğe dair hayal kuran bir nostaljik, maddecilik
yanlısı bir romantiktir. Kelimenin tüm anlamlarıyla,
sınıflandırılamaz biridir Benjamin.
1940’ta,
Gestapo’dan ve Fransız işbirlikçilerinden kaçma teşebbüsünün
başarısız olması sonucu, son bir çare olarak başvurduğu intiharından
hemen önce yazdığı Tarih Kavramı Üzerine tezler, kaleme
aldığı son metindir. Bu birkaç sayfalık yazı, 20.yüzyılın en önemli
metinlerinden biri, belki de Marx’ın “Feuerbach Üzerine Tezler”inden
beri eleştirel düşüncenin en anlamlı belgelerinden birini teşkil
eder. İmâlı, hatta bilmecemsi olmakla birlikte, bu metnin kapalılığı
imgelerle, alegorilerle, paradokslarla yüklü, baş döndürücü
sezgilerle kuşanmıştır ve bu yönleriyle en dikkatli okurları dahi
şaşırtmıştır.
Bu kitabın amacı,
Benjamin’in tezlerini değerlendirmekten ziyade onları anlamaktır.
Burada önerilen okuma, en doğrusu, en gerçeği, en bilimseli olma
iddiasında değildir. Fakat birçoğunun yalnızca çelişkiler veya
belirsizlikler gördüğü yerde, temel bir tutarlılığı açığa
çıkarmakta. Bunun anahtarı ise Benjamin’in üç heterojen söylem
arasında oluşturduğu (Goethe’nin verdiği anlamla) bir seçmeci
yakınlıkta yatmakta: Alman romantizmi, Yahudi mesiyanizmi ve
devrimci Marksizm. Tezler, birbiriyle bağdaşmaz görünen bu üç
perspektiften hareketle bir çeşit simyasal bileşim elde eder, derin
bir özgünlük taşıyan yeni bir tarih kavrayışı icat eder. Benjamin’in
bu yöntemle amaçladığı, tarihin yeni bir yorumundan ziyade tarihin
bir açılımıdır. |