| |
Ne var ki, bu kültürel / tarihsel inkâr politikası gerçekleri
değiştirmiyor. AB kapısını yıkacak kadar çalsak da Türkiye haberleri
uluslararası haber sitelerinde Asya ya da Ortadoğu sayfalarında yer
alıyor. Bir Alman'ın, Fransız'ın ya da İngiliz'in gözünde Tahranlı
ya da Beyrutlu ile İstanbullu arasında çok net bir ayrım olduğunu
düşünmüyorum. Üstelik Batı, kendisini tehdit altında hissettikçe o
ayrımlar giderek silikleşirken, Batı ile Batı olmayan arasındaki
sınır çizgileri de daha bir derinleşiyor. Yunan kökenli Avustralyalı
yazar Christos Tsiolkas, Ölü Avrupa'sında (Versus Kitap, Çeviri:
Algan Sezgintüredi) Avrupa'nın, kıyısında ölmeye durduğu o sınırları
test ediyor.
Tsiolkas, Yunan kökenli eşcinsel bir fotoğrafçının, Yunanistan'da
kendi geçmişinden kalanlarla ve Avrupa'yla tanışmasının öyküsünü
anlatıyor bu romanda. Yunanistan'a ilk gidişiyle, 12 yıl sonra
2000'lerin başındaki ikinci ziyareti arasındaki fark, bir AB
projesinin ürünü. Avustralya'da büyüyen ve atalarının dilinin
konuşamayan Isaac, ilk Yunanistan gezisinde kendisini turist gibi
hissetme özgürlüğüne sahip. İkinci ziyarette gördüğü şey ise
Avrupa'nın "piyasası" haline gelmiş bir Yunanistan. Geçmişin
yoksunluklarından kurtulmanın heyecanıyla, yeni ve pahalı her şeye
saldıran, kendisini, yine kendi "orijinal" görünümüne bürünerek
inkâr eden bir Yunanistan'la karşılaşıyor. Annesinin doğduğu köyün
yakınlarındaki bir Çingene düğününde gelin gelini, damatsa damadı
oynuyor. Bir düğünün seyirlik bir oyuna dönüşmesi, hakiki olanın
yerini turistik temsile bırakmasını sorguluyor Isaac. Ama bu
yalnızca küçük bir ayrıntı.
Balkanlar'ın, dünyanın laboratuvarı olduğu söylenir çoğu zaman. Bu
daracık yarımada onlarca etnik kökeni, birbirine yakın ama düşman
dilleri, inanma biçimlerini birarada barındırır. Yunanlılar,
Bulgarlar, Çingeneler, Rumenler, Sırplar, Hırvatlar, Bosnalılar,
Makedonlar, Pomaklar, Arnavutlar, Yahudiler, Boşnaklar, Türkler
kendi aralarında bir de ideolojik kamplarla ayrılırlar. Kavganın,
dövüşün, ölümün her türlüsünü bulmak mümkündür. Bu coğrafyaya bir
kara mizah gibi yapışan milliyetçilikler, ayrımcılıklar, ırkçılıklar
başka ve daha geniş coğrafyalarda yüz kızartan utançlara dönüşürler.
"Yeni Dünya"larda (Amerika'da, Avustralya'da) bıçaklar yine ve yeni
yöntemlerle bilenir. |
|