Anasayfa  I  Hakkımızda  I  İletişim         

 
  Kitaplar
 
  Yayına Hazırlanan
  Kitaplar
 
  Okuma Odası
  Yazarlar
  Çevirmenler

 

 

Feminist, Anti-ırkçı ve Anti-faşist mücadelede bir öncü; Sylvia Pankhurst.

Serpil ÇAKIR

“Mary Davis tarafından yazılan Sylvia Pankhurst, bir biyografiden çok onun yaşamı hakkında bir tahlil çalışmasıdır.” Yukarıdaki ifade, Sylvia’nın 1927’de 45 yaşında iken doğurduğu oğlu Richard Punkhurst’e ait. Sylvia, gerek özel yaşamıyla gerekse kamusal faaliyetleriyle hayli renkli, muhalif, mücadeleci, bedelleri ne olursa olsun, tavır almayı bilen etkin bir kişilik. Feminist çalışmalarda önemli bir yere sahip olan Mary Davis, kitabı yazarken özel/tüzel çeşitli arşiv kaynaklarını kullanmış, gazete taramaları ve yüz yüze görüşmeler yapmış. Bu titiz  inceleme, Emine Özkaya’nın özenli çevirisiyle ve kitabın orijinal basımında olmadığı halde, Versus yayınlarının fotoğraflarla zenginleştirilmiş aynı özendeki  çalışmasıyla Türkçe’ye kazandırıldı.

 
 

Sylvia, 1882 yılında Manchester’de doğdu, 1960 yılında, 78 yaşındayken, bağımsızlığa kavuşması için uzun yıllar mücadale verdiği ve son dört yılını geçirdiği Etiyopya’da öldü.

Bir feminist olarak öncelikle İngiltere’de kadınların oy haklarını elde etmeleri için mücadele etti. Birçok kadın, işçi ve uluslar arası dayanışma örgütünün kurucusu ve eylemcisi oldu. Dört gazete kurduğu gibi, bunların editörlüğünü yaptı, 22 kitap, çeşitli broşürler ve çok sayıda makale yayımladı.

Mary Davis’in kitabında, Sylvia’nın kadınların oy hakkı mücadelesinde, özellikle devrimci komünist politika ile anti-ırkçılık ve anti- faşist mücadeledeki öncü rolü ortaya konuluyor. Bu konular kitabın temel bölümlerini de oluşturuyor aynı zamanda.

            

 

KADINLARA OY HAKKI MÜCADELESİ

Yirminci yüzyılın başında, İngiltere’deki kadınlara oy hakkı mücadelesinde Pankhurst ailesi  önemli bir yer tutar. Hareketin lideri anne Emelline, Kadınların Sosyal ve Siyasal Birliği’ni (WSPU) kurmuş, iki kızı Christabel ve Sylvia ile bu mücadeleye yön vermiştir. Sylvia, ailesindeki diğer üyeler gibi, birliğin İngiltere çapındaki örgütleme çalışmalarında aktif olarak rol aldı.. 500 bine yakın kadının oy hakkını elde etmek 21 Temmuz 1908’de Londra’da Hyde Park’ta toplandıkları gösterinin düzenlenmesinde çalıştı. Bu uğurda açlık grevlerine katıldı, annesi ve arkadaşları gibi hapishanede zorla beslenme işkencesine maruz kaldı.–İktidardaki İngiliz İşçi Partisi, kadınların oy hakkını ancak savaş sonrasında, o da belli mülke sahip, 30 yaşın üstündeki kadınlara tanıyacaktı.- Kadınların İngiltere’deki oy hakkı mücadelesinin tarihini The Suffragette: The Histoy of the Women’s Militant Suffragette Movement (Sufrajet: Kadınların Militan Oy Hakkı Hareketi) adlı kitabına konu ederek, bu mücadelenin günümüze taşınmasına da yardımcı oldu.

FEMİNİZM, SOSYALİZM

Sylivia, işçi kadınların yoğun olduğu Doğu Londra’da, kadınların oy hakkı için Birliğin bir federasyonunu kurdu. Annesi, ablasından farklı olarak cinsiyet ve sınıf arasındaki ittifakı temel alarak, işçi kadınların sorunlarını, sendikalardaki erkek baskısını eleştirdi. Feminizm ile sosyalizmi birleştirmeye çalıştı. Kadınlara ödenen ücretin, düşük ücretli emek ticaretinin dehşetini ortaya koyan bir kampanya başlattı. Görüş ayrılıkları Sylivia’ın birlikten 1914’te ihracını getirdi. Woman’s Dreadnought adlı bağımsız bir yayın çıkardı. 1916’da,  örgütün adı  Workers’s Suffrage Fedaration (İşçilerin Oy Hakkı Federasyonu) olarak değiştirildi.  10 binin üzerinde baskı yapan gazetenin ismi 1917’de Workers’ Dreadnought’a dönüştürüldü.

Gazetede, günün önde gelen sosyalistleri tarafından kaleme alınan teorik yazılara yer verildiği gibi başta İngiltere olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerindeki işçi hareketi hakkında da okurlar bilgilendiriliyordu. Sadece devrimci ruhu vermekle kalmıyor, savaşın hüküm sürdüğü dünyada tepki çekip, çeşitli sindirme çabalarına uğrasa da savaş karşıtı tutumuyla da dikkat çekiyordu.

ANTİ-MİLİTARİST, ANTİ-IRKÇI VE KOMÜNİST

Kitabı okurken Sylvia’nın bulunduğu ortamlar, mücadele verdiği alanlar üzerinden dönemin ideolojik hareketlerine, özellikle de işçi hareketine, tanıklık ediyoruz. 1. Paylaşım Savaşı  patlak verdiğinde, sosyal demokrat hareket ya da annesinin başını çektiği kadınların oy hakkı hareketi grubu, savaşı desteklerken, o karşı tutum alarak, anti-militarist olmayı cesaretle savundu. Daha sonraki yıllarda Avrupa’da yükselen faşizme, anti-ırkçı, ve anti faşist tutumuyla karşı durdu. 1933 yılında Savaşa ve Faşizme Karşı Uluslararası Kadın Komitesi’ni kurdu. Faşizmi şöyle tanımlıyordu: “Kapitalist hükümeti yerini alacak yeni ve daha ileri bir toplumsal örgütlenmeyi şiddet yoluyla önlemeye yönelik aşırı devletçi bir örgütlenmedir. Faşizm tam anlamıyla askeri bir şekillenmedir. O, kısa sürede bütün sivil hükümetleri alaşağı eder ve bütün demokratik oluşumları ezer. O, kapitalizmin kendisini tehlikede hissetmesinin ve varlığı için tehdit yaratanlardan öç almasının zorunlu bir tezahürüdür”(s.154)

Faşist saldırının Etiyopya ile başladığı tesbitini yaptıktan sonra Britanya solunu bir Afrika ülkesi olmasından dolayı Etiyopya davasına kayıtsız kalmakla suçladı. Ona göre İngiltere solu  İspanya’da anti-faşist mücadeleyi desteklerken, Etiyopya için aynı duyarlılığı göstermemişti.

Sylvia yaşamının 25 yılını Etiyopya davasına adadı. Davanın savunuculuğunu yaptığı gazeteyi 20 yıl boyunca çıkardı.

O, kapitalist sistemin bütünüyle alaşağı edilmesi gerektiğini düşünüyordu, Rus Devrimine ve Üçüncü Enternasyonale destek verdi, Büyük Britanya Komünist Partisine girdi. Ancak, Rusya’nın devrim sonrası uygulanan, ekonomi politikalarla Rusya’da kapitalizmin yeniden inşa edilmeye başlandığını, ülkenin sağa kaydığını düşünüyordu. Parti ile aralarında çıkan  taktik/ stratejik ayrılıklar onun ihracını getirdi.

POLİTİKAYI HAYATA GEÇİRMEK

Anneler mutlaka bir kocaya sahip olmalı mı?

Sylvia, eylemci bir kadın olarak günlük yaşam pratiklerinin politik bir duruş içerdiğinin farkındaydı. Kişişel olanla politik olan arasında bağı kurdu, politikayı hayata geçirerek feminizmini bizzat yaşadı. Oğlunun babası, İtalyan mülteci anarko-sosyalist Silvio Corio’yla uzun süreli bir birliktelik yaşamasına rağmen, evlenmeyi politik olarak tercih etmedi.. Hamilelik ve doğum deneyimi, 1930’da Save the Mothers (Anneleri Gözetin) adlı kitabı yazmasına yol açtı.  İngiltere ve Galler’de çok sayıda annenin ve bebeğin ölümlerini önlemek için alınacak önlemler hakkında kitap yayınladı. Evlilik dışı anneliğin sorunlarını mücadele gündemine aldı. Ulusal annelik hizmeti, çalışmayan annelere yardım, ev içi yardımcılı, anneler ve çocuklar için doğum öncesi ve sonrası klinik, çalışan annelere doğum yardımının uzatılması, çocuk yardımı ve zorunlu eğitimin 16 yaşına çıkarılması gibi önlemleri savundu. Böylelikle kamusal politikanın belirlenmesine çalıştı. Ev işlerinin sosyalleşmesiyle kadınların ev işlerinden kurtulabileceğine inanıyordu. Kadının eve ait tüm işlerden sorumlu tutulmasının onu politikadan hatta, yaşamdan uzak tutmak anlamına geldiği saptamasını yaptı. Kişiliği sembolize ettiği için kadınların kendi isimlerini (soyadlarını) değiştirmemeleri gerektiğini savunuyordu.  

Kutu

Kitaptan;

 

Beyaz soldaki yalnız feminist

“Sylvia, Komünist hareketin ilk aşamalarında ve anti-ırkçı ve anti-faşist harekette bazen Donkişatvari de olsa, önemli bir rol oynamıştır, erkekler dünyasında sol siyaset yaparak var olmuştur. Sosyalist tabanla ve yeni ortaya çıkan devrimci hareketle bağ kuran, örgütlü işçi hareketiyle bağ kuran tek feminist değildir. Rus Devrimine ve Üçüncü Enternasyonale büyük destek vermiş ve bu yayınla yaptığı katkı biricik olmakla birlikte, -Britanya’daki- Komünist Parti’nin kuruluşuna katılan tek kadın değildir. Uzun bir dönem boyunca –on yıl- sosyalizmi ifade etmenin ötesinde, feminizm ve anti-ırkçılığı seslendirmede, bir haftalık gazetenin editörlüğünü yapan ve yöneten ilk kadındır ve bir siyahi ilk işe alan da odur. O, aile yaşamının kabul edilmiş biçimlerine karşı çıkan ve “evlilik dışı” çocuk dünyaya getiren tek kadın değildir. Fakat bütün annelerin bir kocaya sahip olması gerekmediği fikrinden hareketle, annelik yardımı için yürütülen kampanyaya ilk ve önemli katkıyı yapmıştır. Faşizm tehlikesini ilk ortaya koyan ve Mussolini’nin popülizminin gerçek doğasını teşhir eden ilklerden biri olmakla birlikte, kesinlikle Britanya’daki tek anti-faşist değildir. Ancak, faşizmle ırkçılık arasındaki bağlantıyı ortaya koyan, beyaz soldaki çok az sayıdaki insandan biridir ve bu ülkede, en azından 1920’lerden itibaren, ırkçılığa ve emperyalizme karşı tavrını ortaya koymuş, beyaz politikacılar arasında gerçekten tek kişidir.”

 

Caferağa Mh. Albay Faik Sözdener Sk. Benson İş Merkezi 21/2 Kadıköy İSTANBUL

Tel: +90 216 418 27 02  Faks: +90 216 414 34 42  E-posta: versuskitap@versuskitap.com